Yeni Türk Ticaret Kanununda Düzenlenen Haksız Rekabet Nedeniyle Hukuki ve Cezai Sorumluluk

01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (Yeni Ticaret Kanunu) ile yenilik getiren pek çok düzenleme olduğu, bunlardan birinin de Haksız Rekabete ilişkin düzenlemelerde yapıldığından önceki yazımda bahsetmiştim.

Gerçekten de yürürlükteki kanunda yer almayan pek çok yeni hukuki kavramın Yeni Ticaret Kanunu ile düzenlenmiş olması, önceden haksız rekabet hali olarak sayılamayacak fiillerin artık açık bir şekilde hüküm olarak eklenmiş olması ticaret hukuku ve dürüst rekabetin sürekliliği açısından büyük önem taşımaktadır.

Yeni Ticaret Kanununun 4. kısmında haksız rekabet halleri sayılmış, ilerleyen maddelerde ise hukuki ve cezai olarak kimlerin hangi kanun yoluna başvuracağı belirlenmiştir. 56. madde ve devamı maddelerinde düzenlenen kanun yolları, Yürürlükteki Türk Ticaret Kanunu ile paralellik göstermektedir.

Madde gerekçesinde de, maddenin temel olarak önceki hali ile korunduğu, esasa ilişkin bir değişiklik yapılmadığı belirtilmiştir.

Hukuki Sorumluluk, kanunun 56. maddesinde düzenlenmektedir.

Gerekçeye göre 56. maddenin üçüncü fıkrasında değişiklik yapılarak bir anlamı ve anılmaya değer yararı olmadığı belirtilen, “kendilerinin veya şubelerinin azaları bir ve ikinci fıkralar gereğince dava açma hakkını haiz oldukları takdirde” cümlesi çıkartılmış, buna karşılık tüketicilerin iktisadî menfaatlerini koruyan örgütlere dava açma hakkı tanınmıştır.

Dava hakkı tanınanlar, kanunun 56. maddesine göre “Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse” olarak belirlenmiştir.

Maddeye göre hukuki talepler şunlardır;

- Öncelikle yapılan fiilin haksız olup olmadığının tespitini talep edebilecektir.
- Haksız rekabetin varlığı halinde men’ini talep edebilecektir.
- Haksız rekabet sonucu ortaya çıkan maddi durumun ortadan kaldırılması, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesi ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhası talep edebilecektir.
- Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini talep edebilecektir.
- 6098 Sayılı Yeni Türk Borçlar Kanunu’nun 58.maddesine göre kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle zarar söz konusu ise zarar gören kimse, manevi zarara karşılık manevi tazminat isteyebilecektir.
Kusur, varsa zarar ve zıyan tazmininde tazminat olarak hakim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir.

Maddenin ikinci fıkrasına göre, ekonomik çıkarları zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek müşteriler de birinci fıkradaki davaları açabilecekleri, ancak araçların ve malların imhasını isteyemeyecekleri öngörülmüştür.

Maddenin üçüncü fıkrasına göre, Ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, borsalar ve tüzüklerine göre üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili bulunan diğer meslekî ve ekonomik birlikler ile tüzüklerine göre tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum kuruluşlarıyla kamusal nitelikteki kurumlar da;

a-Yapılan fiilin haksız olup olmadığının tespitini.
b-Haksız rekabetin varlığı halinde men’ini,
c-Haksız rekabet sonucu ortaya çıkan maddi durumun ortadan kaldırılması, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını talep edebilecektir.

Maddenin son fıkrasına göre ise bir kimse aleyhine,

a-Haksız rekabetin men’i
b-Haksız rekabet sonucu ortaya çıkan maddi durumun ortadan kaldırılması,
yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmış haksız rekabet teşkil eden beyanların düzeltilmesi,
haksız rekabet nedeniyle tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhası

yönünde karar verilmiş ise haksız rekabete konu malları, doğrudan veya dolaylı bir şekilde ondan ticari amaçla elde etmiş olan kişiler hakkında da icra olunacaktır.

Yeni Ticaret Kanununun 57. maddesinde haksız rekabet nedeni ile çalıştıranın sorumluluğu düzenlenmiştir.

Maddeye göre, haksız rekabet fiilinin, hizmetlerini veya işlerini gördükleri sırada çalışanlar veya işçiler tarafından işlenmiş olması hali düzenlenmektedir.

Bu durumda;

a-Yapılan fiilin haksız olup olmadığının tespiti davası,
b-Haksız rekabetin varlığı halinde men’i
c-Haksız rekabet sonucu ortaya çıkan maddi durumun ortadan kaldırılması, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhası çalıştıranlara karşı da açılabilecektir.

Maddenin ikinci fıkrasına göre kusurun varlığı halinde zararın tazmini ve manevi tazminat talepleri için ticaret kanunu hükümleri değil borçlar kanunu hükümleri uygulanacaktır. Bu halde 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiilden doğan borç ilişkilerinin düzenlendiği 49. maddesi ve devamı hükümleri uygulama alanı bulacaktır.

Yeni Ticaret Kanununun 58. maddesinde ise Basın, yayın, iletişim ve bilişim kuruluşlarının sorumluluğu düzenlenmektedir.

Maddenin ilk fıkrasına göre kural olarak Basın, yayın, iletişim ve bilişim kuruluşlarına haksız rekabet nedeniyle,

a-Yapılan fiilin haksız olup olmadığının tespiti davası,
b-Haksız rekabetin varlığı halinde men’i
c-Haksız rekabet sonucu ortaya çıkan maddi durumun ortadan kaldırılması, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhası
davaları ancak, basında yayımlanan şeyin, programın; ekranda, bilişim aracında veya benzeri ortamlarda görüntülenenin; ses olarak yayımlananın veya herhangi bir şekilde iletilenin sahipleri ile ilan veren kişiler aleyhine açılabilecektir.

Kanun koyucu aleyhinde dava açılabilecek kişileri sayarken istisna getirmiş ve aşağıdaki hallerin varlığı halinde yazı işleri müdürü, genel yayın yönetmeni, program yapımcısı, görüntüyü, sesi, iletiyi, yayın, iletişim ve bilişim aracına koyan veya koyduran kişi ve ilan servisi şefi; bunlar gösterilemiyorsa, işletme veya kuruluş sahibi aleyhine de açılabileceğini düzenlemiştir:

a- Yazılı basında yayımlanan şey, program, içerik, görüntü, ses veya ileti, bunların sahiplerinin veya ilan verenin haberi olmaksızın ya da onayına aykırı olarak yayımlanmış olması halinde
b- Yazılı basında yayımlanan şeyin, programın, görüntünün, ses veya iletinin sahibinin veya ilan verenin kim olduğunun bildirilmesinden kaçınılmış olması
c- Başka sebepler dolayısıyla yazılı basında yayımlanan şeyin, programın, görüntünün, sesin, iletinin sahibinin veya ilan verenin meydana çıkarılması veya bunlara karşı bir Türk mahkemesinde dava açılması mümkün olmaması.

Maddenin ikinci fıkrasına göre ilk fıkrada sayılan kişilerden birinin kusuru halinde artık sıraya bakılmaksızın dava açılabilecektir.

Üçüncü fıkraya göre, tıpkı çalıştıranın sorumluluğunda olduğu gibi kusurun varlığı halinde zararın tazmini ve manevi tazminat talepleri için ticaret kanunu hükümleri değil borçlar kanunu hükümleri uygulanacaktır.

Maddenin son fıkrasına göre

-haksız rekabet fiilinin iletimini başlatmamış,
-iletimin alıcısını veya fiili oluşturan içeriği seçmemiş veya
-fiili gerçekleştirecek şekilde değiştirmemişse,

a-Yapılan fiilin haksız olup olmadığının tespiti davası,
b-Haksız rekabetin varlığı halinde men’i
c-Haksız rekabet sonucu ortaya çıkan maddi durumun ortadan kaldırılması, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhası
talebine yönelik davalar hizmet sağlayıcısı aleyhine açılamayacak; tedbir kararı verilemeyecektir.

Mahkeme haksız rekabet eyleminin olumsuz sonuçlarının kapsamlı veya vereceği zararın büyük olacağı durumlarda ilgili hizmet sağlayıcısını da dinleyerek, haksız rekabet fiilinin sona erdirilmesini veya önlenmesine ilişkin tedbir kararını hizmet sağlayıcı aleyhine de verebilecek veya içeriğin geçici olarak kaldırılması dâhil somut olaya uyan uygulanabilir başka tedbirler alabilecektir.

Yukarıdaki son fıkranın uygulamaya ne şekilde yansıyacağı, hizmet sağlayıcının verilecek ihtiyati tedbir ya da sair tedbirlerde karşı karşıya kalma ihtimalinin olduğu zararlara yönelik ne tür tedbir alınacağına yönelik ise herhangi bir açıklama getirilmemektedir.

Kanunun 59.maddesinde, verilecek mahkeme kararlarının ilanı düzenlenmektedir.

Maddeye göre; davayı kazanan tarafın istemiyle, gideri haksız çıkan taraftan alınmak üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra ilan edilmesine de karar verebilecektir. İlanın şekli ve kapsamı mahkeme tarafından belirlenecektir.

Kanunun 60. maddesinde zamanaşımı süreleri düzenlenmiştir.

Buna göre, yukarıda sayılı davalar, yine kanun koyucu tarafından belirlenen hak sahiplerince; bu hakların doğumunu öğrendikleri günden itibaren 2 yıl ve her halükarda bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacaktır. Ancak kanun koyucu burada bir istisna getirmektedir: Eğet haksız rekabet fiili aynı zamanda Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde ise, artık bu süre hukuk davaları için de geçerli olacaktır.

Kanunun 61. maddesinde ihtiyati tedbirlere yönelik hükümler düzenlenmiştir.

Maddenin ilk fıkrasına göre dava açma hakkını haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunması amacıyla, haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verebilecektir*.

Maddenin ikinci fıkrasında, hak sahibinin yetkilerine tecavüz oluşturması hâlinde, cezayı gerektiren haksız rekabet konusu mallara, ithalat veya ihracat sırasında hak sahibinin talebi üzerine, gümrük idareleri tarafından ihtiyati tedbir niteliğinde el konulabilir. Buradaki elkoyma, kendi mevzuatına tabi olacaktır (Burada, taklit markalı mallara hak sahibinin talebi ile ithalat ve ihracat sırasında tedbiren el koyulmasına yönelik marka hakkına tecavüz nedeniyle uygulanacak tedbir örnek olarak gösterilebilir).

Gümrük idarelerindeki tedbir veya el koyma kararının tebliğinden itibaren on gün içinde, esas hakkında ilgili mahkemede dava açılmaz veya mahkemeden tedbir niteliğinde karar alınmazsa idarenin el koyma kararı ortadan kalkacaktır. Bu düzenleme, gümrüklerde el koymaya yönelik genel düzenleme ile paralellik taşımaktadır.

Cezai Sorumluluk Halleri kanunun 62. maddesinde düzenlenmektedir.

Kanun koyucu tarafından cezai sorumluluk halleri dört ana başlık altında düzenlenmektedir.

Buna göre,

-Bu kanunda yazılı haksız rekabet fiillerinden birinin kasten işleyenler,
-Kendi icap ve tekliflerinin rakiplerininkine tercih edilmesi için kişisel durumu, ürünleri, iş ürünleri, ticari faaliyeti ve işleri hakkında kasten yanlış veya yanıltıcı bilgi verenler
-Çalışanları, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri, çalıştıranın veya müvekkillerinin üretim veya ticaret sırlarını ele geçirmelerini sağlamak için aldatanlar,
-Çalıştıranlar veya müvekkillerden, işçilerinin veya çalışanlarının ya da vekillerinin, işlerini gördükleri sırada cezayı gerektiren bir haksız rekabet fiilini işlediklerini öğrenip de bu fiili önlemeyenler veya gerçeğe aykırı beyanları düzeltmeyenler

hakkında fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde,

Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kişilerden birinin şikayeti üzerine, yukarıda sayılan fiiller dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılacaktır.

Tüzel kişilerin sorumluluğu kanunun 63. maddesinde düzenlenmektedir.

Maddeye göre, tüzel kişilerin işlerini görmeleri sırasında bir haksız rekabet fiili işlenirse 62. maddede düzenlenen ceza hükümleri, tüzel kişi adına hareket eden veya etmesi gerekmiş olan organın üyeleri veya ortakları hakkında da uygulanacaktır.
Haksız rekabet fiilinin bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ise tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine de karar verilebilir.

*İhtiyati tedbir ile ilgili hükümler 6100 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun m.389 ve devamı maddelerinde düzenlenmekedir.

Popüler Aramalar:

Bu konuya henüz bir yorum yapılmamış. Dilerseniz bu konuya ilk yorumu siz yazabilirsiniz!

YORUM